Anasayfa / Günün Haberleri / Yarım asırlık tartışma geri döndü: Alevi partisi | Soner Yalçın

Yarım asırlık tartışma geri döndü: Alevi partisi | Soner Yalçın



Kemal Kılıçdaroğlu’nu hafta sonu Hacıbektaş törenlerinde göremeyince, yarım asrı geçen bir siyasi süreci düşündüm.

Mesele, elbette bir siyasetçinin bir törene katılıp katılmamasından ibaret değil… Ancak bazen fotoğraftaki bir eksiklik, siyasetteki daha büyük değişimi görünür hale getirir.

CHP bölündü. Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri Yeni Parti’ye geçti. Geride kalan CHP’nin yapısı, toplumsal tabanı ve geleceği üzerine yeni bir tartışma başladı. Bu tartışmanın en hassas başlıklarından biri de şu:

-Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP, giderek bir “Alevi partisine” mi dönüşüyor?

Bu iddiayı, doğrulanmış sosyolojik gerçek gibi yazmak mümkün değil. Fakat siyasette böyle bir algının üretilmeye başlanması bile üzerinde durmayı gerektiriyor…

Dahası var:

Alevi kimliğiyle Türkiye’nin en yüksek siyasi makamlarından birine ulaşmış Kılıçdaroğlu’nun Hacıbektaş’ta olmayışı, “Alevilerden aldığı desteği mi kaybediyor” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Kuşkusuz bir tören bunun yanıtını vermez. Ama bu soru, beni başka bir soruya götürdü:

Aleviler gerçekten bir Alevi partisi istiyor mu?

Yarım asrı geçen bir soru bu…

Türk siyasi tarihi, bu soruya ilginç cevaplar veriyor…

Açayım konuyu:

ALEVİ İKİ PARTİ

Yıl, 1966.

Kurulan Birlik Partisi, Alevilerin doğrudan siyasal temsil arayışının ilk ciddi parti deneyimi oldu.

Partinin amblemindeki aslan Hz. Ali’yi, on iki yıldız On İki İmam’ı simgeliyordu.

Parti 1969 seçimlerinde yüzde 2,8 oy aldı, sekiz milletvekili çıkardı. Fakat asıl dikkat çekici olan bundan sonrasıydı.

Mali Müşavir Mustafa Timisi genel başkanlığında Birlik Partisi, büyümek için Aleviliğe kapanmak yerine sola açıldı. Emekten, sosyal adaletten, anti-emperyalizmden söz etmeye başladı… 1973’te oyları yüzde 1,1’e geriledi ve 1977 seçimlerinde ise Meclis dışında kaldı…

Otuz yıl sonra benzer bir deneme daha yaşandı:

Zengin müteahhit Ali Haydar Veziroğlu’nun genel başkanlığındaki Barış Partisi, 1999 seçimlerinde sadece yüzde 0,25 oy alabildi. Hemen ardından partisini kapattı.

Yani:

İki farklı dönem, iki farklı parti ve benzer bir sonuç…

Aslında bu mesele üzerine daha önce de yazdım: 2023’te art arda kaleme aldığım yazılarda Birlik Partisi ve Barış Partisi deneyimlerini hatırlatırken şu sorunun peşine düşmüştüm: Aleviler neden kendi kimlikleri üzerinden kurulan partilerde toplanmak yerine CHP, SHP ve daha geniş sol hareketler içinde siyaset yapmayı tercih etti/ ediyor?

Bence Alevilerin sola ilişkisi yalnız seçim sandığında kurulmadı. Tersine Alevilik; eşitlik, dayanışma, laiklik ve ezilenden yana olma kültürüyle Türk solunu besledi.

Aleviler solun içine salt Alevi kimliğiyle girmedi. Daha geniş bir toplumsal mücadelenin parçası oldu…

Bu nedenle Alevileri bugün salt kimlik siyaseti üzerinden tanımlamak, onların yarım asrı geçen sol ve toplumsal mücadele deneyimini görmezden gelmek olur.

Tam burada 12 Eylül sonrasında dünyada ve Türkiye’de yaşanan büyük düşünsel değişime bakmak gerekiyor:

KİMLİĞİN SINIRINI AŞMAK

Yaklaşık yarım asırdır neoliberalizm yalnız ekonomiyi dönüştürmedi. Sınıfın, emeğin, gelir dağılımının ve sosyal devletin geri çekildiği siyasal ortamda insanlar giderek etnik, dinsel, mezhepsel ve kültürel kimlikleri üzerinden tarif edilmeye başlandı.

Kimliklerin özgürce yaşanması elbette demokratik bir kazanımdı. Fakat başka tehlike doğdu:

Kimliğin, siyasetin tamamı haline gelmesi!

Benim yıllardır üzerinde durduğum mesele bu. Aleviler, kimliklerinden vazgeçmedi fakat siyasetlerini de yalnız Alevilikten ibaret görmedi… Laiklik talebini yalnızca cemevi meselesine, eşit yurttaşlığı yalnızca kendi inançlarının tanınmasına indirgemedi… Cumhuriyet, emek, sosyal adalet, eğitim, özgürlük ve demokrasi talepleriyle daha geniş bir siyasal dünyanın içinde yer aldılar…

Bu nedenle bugün “CHP Alevi partisine dönüşüyor” sözü Kılıçdaroğlu’ndan çok Alevilerin önüne konulan bir siyasal sınav…

CHP küçüldü diye geride kalanları mezhepleri üzerinden tarif etmek, siyaseti programdan çıkarıp kimlik cetveliyle ölçmektir.

Birlik Partisi’nden Barış Partisi’ne yarım asırlık deneyim tersini söylüyor: Aleviler kimliklerini inkâr etmedi ama kimliklerine hapsolmayı da reddetti.

Şimdi soru yeniden önlerinde:

Aleviler bir “Alevi CHP”ye razı mı olacak?

Yoksa yine kimliğin sınırını aşan büyük siyasetin peşinden mi gidecek?

Belki de bu sorunun en çarpıcı cevabı, Mustafa Timisi’nin ve kızı Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever’in CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçmesinde saklı:

Aleviler kendini salt “Alevi partisi” sınırına hapsetmiyor…

Soner Yalçın

Odatv.com

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir