SHOW TV’nin MF Yapım imzalı sevilen dizi ‘Muhtemel Aşk’; Ayça Ayşin Turan, Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu’nu buluşturan kadrosu, sıcak anlatımı ve romantik hikâyesiyle yeni bölümüyle bu akşam saat 20.00’de izleyiciyle buluşacak.
Dizide ‘Özlem Bartıner’ karakteriyle izleyici karşısına çıkan Müge Bayramoğlu; projeye dahil olma sürecini, sette yakalanan uyumu ve aşka dair düşüncelerini paylaştı. Oyunculukta 15 yılı geride bırakan Bayramoğlu; canlandırdığı hırslı karakterle arasındaki zıtlıklara, hayata bakışına ve özel yaşamına dair açıklamalarda bulundu.
“YAKLAŞIK 15 YILDIR OYUNCULUK YAPIYORUM”
* Sizi tanıyabilir miyiz?
Yaklaşık 15 yıldır oyunculuk yapıyorum. Bu süreçte farklı türlerde projelerde yer alma şansı buldum. Sanırım beni bu mesleğe en çok bağlayan şey, her yeni karakterle birlikte hayata bambaşka bir yerden bakabilmek. Kamera arkasında ise daha sakin sayılabilecek bir hayatım var. Seyahat etmeyi, iyi hikâyeler izlemeyi ve sevdiklerimle vakit geçirmeyi çok seviyorum.
“İNSANLARI GÖZLEMLEMEYİ ÇOK SEVİYORUM”
* Oyunculuğu seçmenizde sizi en fazla tetikleyen unsur ne oldu?
Çocukluğumdan beri insanları gözlemlemeyi çok seviyorum. Birinin neden öyle davrandığını, ne hissettiğini hep merak ederim. Oyunculuk bana bütün bunları deneyimleyebileceğim bir alan sundu. Bir karakterin dünyasına girip olaylara onun gözünden bakabilmek, bu meslekte en sevdiğim şey.
“KABUL GÖRME İHTİYACI TAŞIYAN BİR KARAKTER”
* ‘Muhtemel Aşk’ta sizi bu projeye çeken en önemli unsur neydi? Diziye dahil olma sürecinizden bahseder misiniz?
Romantik komediyi çok severim ama bu türde çok fazla deneyimim yoktu. Özlem’i okurken onun sadece hırslı ya da komik biri olmadığını, altında yalnızlık ve kabul görme ihtiyacı taşıyan bir karakter olduğunu hissettim. Bu beni çok etkiledi. Bir de yönetmenlerimiz Altan Dönmez ve Orkun Çatak’ın projeye bakış açısı ve enerjisi beni hem Özlem karakteri hem de Muhtemel Aşk için çok heyecanlandırdı.
“KENDİNİ KOMİK DURUMLARIN İÇİNDE BULABİLİYOR”
* Canlandırdığınız ‘Özlem Bartıner’ karakterinden biraz bahseder misiniz?
Özlem dışarıdan bakınca özgüvenli, hırslı ve her şeyi kontrol etmeye çalışan biri gibi görünüyor. Ama aslında sevilmek ve değer görmek isteyen, bunu bazen yanlış yollarla göstermeye çalışan bir kadın. Doğru bildiği şeyleri yaparken kendini komik durumların içinde bulabiliyor.
“OYUNCU OLARAK BENİ ÇOK MUTLU EDİYOR”
* Rolünüzle ilgili çevrenizden/sokaktan/sosyal medyadan aldığınız en ilginç geri dönüş ne oldu?
Aslında Özlem çok sevilen bir karakter sayılmaz ama insanların sempati duyduğu bir tarafı da var. Özellikle ‘ukala, zengin kız’ tarafını gerçekçi canlandırdığımı söyleyen çok oluyor. Bu da bir oyuncu olarak beni çok mutlu ediyor.
“POZİTİF VE UYUMLU BİR İNSANIM”
* ‘Özlem’ ile kişilik olarak benzer ya da tamamen zıt olduğunuz yönler var mı?
Ben kendi hayatımda oldukça pozitif ve uyumlu bir insanım. İnsanları incitmemeye her zaman ekstra özen gösteririm. Diziyi izledikten sonra benimle tanışan insanlar genellikle, “Gerçek hayatta Özlem’e hiç benzemiyormuşsun” diyorlar. Karakterle aramdaki farkı bu kadar net hissedebilmeleri de açıkçası beni en çok mutlu eden geri dönüşlerden biri. Sanırım Özlem’le tek ortak noktamız ise sevdiklerimizi çok sahipleniyor olmamız.
“MUHTEMEL AŞK’ TAM OLARAK BUNU SUNUYOR”
* ‘Muhtemel Aşk’ın izleyiciyi en çok hangi yönüyle etkilediğini düşünüyorsunuz?
Bence uzun zamandır izleyicinin böyle sıcak, samimi ve iyi hissettiren hikâyelere Özlemi vardı. ‘Muhtemel Aşk’ da tam olarak bunu sunuyor. Bir de gerçekten çok güçlü bir oyuncu kadrosuna sahibiz. Sette oluşan uyumun ve enerjinin ekrana yansıdığına inanıyorum. Bu da izleyicinin karakterlerle kolayca bağ kurmasını sağlıyor.
“CESUR DENEMELER YAPABİLİYORSUNUZ”
* Dizide Ayça Ayşin Turan, Feyyaz Şerifoğlu ve Ekin Koç gibi isimlerle birliktesiniz. Setteki uyumunuz ve birlikte çalışma deneyiminiz nasıl ilerliyor?
Gerçekten çok keyifli geçiyor. Herkes işine çok özen gösteriyor ama bunun yanında sette çok rahat, samimi ve konforlu bir ortam var. Böyle olunca oyuncu olarak da daha cesur denemeler yapabiliyorsunuz. Eğlenceli bir ekip olduk ve bence bu enerji ekrana da yansıyor.
“BEN HİÇ KISKANÇ BİRİ DEĞİLİM”
* Karakter tanımında ‘Özlem’ için “Aşkı sahip olmakla karıştıran biri” deniyor. Müge olarak sen aşk ile sahiplenme arasındaki o ince çizgiyi nasıl tanımlarsın? Sana göre gerçek aşk tutsak etmek midir, yoksa özgür bırakmak mı?
Birini sevmek, onu kontrol etmeye ya da değiştirmeye çalışmak değil; olduğu haliyle yanında olabilmek. Elbette sahiplenmek de sevginin içinde var ama bu, karşındaki insanın alanını elinden almakla karışmamalı. Ben neredeyse hiç kıskanç biri değilim. Birini özgür bıraktığında da yanında kalmayı seçiyorsa, bana göre aşk tam da orada başlıyor.
“30’LU YAŞLARIMI DAHA SAKİN GEÇİRİYORUM”
* Kamera arkasındaki Müge Bayramoğlu nasıl biri? Güvenli alanın neresi?
Eskiye kıyasla 30’lu yaşlarımı daha sakin geçiriyorum. Kalabalıkları hâlâ çok seviyorum ama eskisine göre evimde, kendi alanımda vakit geçirmekten de büyük keyif alıyorum. Sevdiklerimle edilen uzun bir sohbet, güzel bir yemek ya da yeni bir şehirde kaybolmak beni gerçekten mutlu ediyor. Sanırım güvenli alanım da tam olarak kendimi huzurlu ve ait hissettiğim insanlar ve anlar.
“KENDİMİ TEKRAR ETMEYEN BİR KARİYER İNŞA ETMEK İSTİYORUM”
* Bir oyuncu olarak bundan sonrası için kendinize koyduğunuz en büyük hedef nedir?
Kendimi tekrar etmeyen bir kariyer inşa etmek istiyorum. Her projede farklı bir karaktere hayat vermek ve oyuncu olarak kendimi geliştirmeye devam etmek benim için çok önemli. Uzun vadede ise hem Türkiye’de hem de uluslararası projelerde yer alabileceğim, beni zorlayan ve heyecanlandıran hikâyelerin bir parçası olmayı çok istiyorum.






