Anasayfa / Günün Haberleri / Bugün ölüm yıl dönümü: Atatürk’ün Enver Paşa görüşü

Bugün ölüm yıl dönümü: Atatürk’ün Enver Paşa görüşü



Enver Paşa, ömrünün son savaşında, Türkistan’ın bağımsızlığı için Sovyet askeriyle çarpışırken, makineli tüfeklere karşı at üstünde, elde kılıç saldıran yirmi beş kadar savaşçının en önündedir. 4 Ağustos 1922’de orada vurularak şehit oluyor. Paşa’nın bu son “kahramanlığı” trajiktir. Acıdır. Girdiği yanlış yol; dostu düşmandan ayırmayan, Paşa’yı ölüme götürüyor. Kitabımda etraflıca anlattığım gibi böylesi bir “kahramanlık”; vatanına, Türklere, Müslümanlara faydalı değil zararlı oluyor.

Enver Paşa, tarihin akışını değiştiren müthiş cesur, yetenekli vatansever bir kahraman… Bu görüşte birleşen çok sayıda tarihçinin, yazarın yanı sıra Paşa’yı yakından tanıyan önemli devlet adamları, büyük askerler var… Onu girdiği mücadelelerde ateşleyen güç; vatan, millet, inanç aşkı…

Enver Paşa, başarmakta çok kararlı… Asla vazgeçmiyor. Sabırlı. Dayanıklı. Yalçın Küçük, Paşa’ya, “yenilmeyi kabul etmeyen adam” diyor. Enver Paşa’nın sözlüğünde pes etmek yok. Koşullar ne olursa olsun mücadeleye devam ediyor. “Başardım; başardık yine başarırız” diye düşünüyor. Vatan, millet, din sevgisi, vazgeçmemek, kahramanlık, teşkilatçılık, ilkeli tutum Enver Paşa’nın kişiliğinin en önemli köşe taşları…

Enver Paşa, 1908’de henüz 27 yaşındayken, tarih sahnesine, “Hürriyet Kahramanı”, olarak herkese nasip olmayacak parlak bir giriş yapıyor. Duvarlar resimleriyle donatılıyor, adına marşlar besteleniyor, genç kızların rüyası, genç subayların da meslek ve başarı modeli oluyor. Doğan çocuklara adı veriliyor. Bu ad, Trablusgarp kahramanı, Bâb-ı Âli Baskınının kır atlı önderi, Edirne Fatihi ve Çanakkale Zaferi’ni kazanan Ordunun Kurucusu ve Başkomutanı olarak devam ediyor…

Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlı Ordusunda Kara Kuvvetleri Kumandanı olarak görev yapan Korgeneral Bronsast von Schellendorf Enver Paşa’yı: “ateşli bir vatansever” olarak betimliyor ve O’nun Büyük yetenek ve emsalsiz cesarete sahip şerefli bir asker olduğuna defalarca şahit” olduğunu açıklıyor. Şair yazar Sezai Karakoç da Enver Paşa’nın değerini takdir edenlerden. Onu şöyle tanıtıyor: “Enver Paşa hırslı, idealleri uğruna gözünü kırpmadan ölümlerin üzerine yürüyecek kadar gözü pek, namuslu ve ahlaklı bir kahramandı.”

ATATÜRK’ÜN DEĞERLENDİRMESİ

“Enver, bir güneş gibi doğmuş, bir gurup ihtişamıyla batmıştır. Bunun ortasını tarihe bırakalım.” Bu muhteşem değerlendirme Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ait. Bu söz; Gazi’nin, Enver Paşa’yı son kararın tarih tarafından verilmesi gereken bir büyük insan olarak, gördüğünü açıklıyor. Onu tarihe geçmiş bir kahraman olarak kabul ettiğini kayda geçiriyor. Paşa’ya yönelik önemli eleştirileri olsa da aleyhinde konuşulmasını hiçbir zaman onaylamıyor.

Enver Paşa da Mustafa Kemal’e, bir komutan ve birikimli bir asker olarak çok güveniyor, saygı duyuyor. Onun ne yaptığını ne söylediğini yakından izliyor. Aktaracağım anılar bu yazdıklarımı kanıtlıyor:

Öncelikle Enver Paşa’nın, eşi Naciye Hanıma yazdığı son mektuplardan birinden, insanın yüreğine işleyen bir bölüm şöyle:

“Sevgili Naciye, Bak! Benim ölümüme sakın üzülmeyesin. Sabırlı ol! Hele bir düşün, benim şehit olmam senin için ebedi bir iftihar kaynağı olacaktır… Ayrıca ikinci bir arzum daha vardır. O da Mustafa Paşa ile ilgilidir. Onun başarıya ulaşması için mümkün olan hiçbir yardımı esirgeme. Zira Allah (c.c.) onu bu memleketi düşmanlardan kurtarmak ve korumak için seçip göndermiştir.”

Enver Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’nın komutanlık gücünü, nakledilen anıdan da anlaşılacağı gibi takdir ettiği kesindir. Bu düşüncesini, daha sonra da orduyu ancak O’nun idare edebileceğini vurgulayarak ifade ediyor. Mütareke öncesi son günlerde Enver Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında kendiliğinden doğma bir fikir birliği olduğunu belirten Celal Bayar, Enver Paşa’nın barış şartları tam bilinmeden Talât Paşa Hükümetinin çekilmesini doğru bulmadığını, ancak Talât Paşa Hükümetinin çekilmesi üzerine şunları söylediğini yazıyor: “O halde kuvvetli bir kabine lazımdır. Orduyu Mustafa Kemal Paşa’dan başkası idare edemez.”

Gazeteci Hüseyin Cahit de Enver Paşa’nın bu düşünceyi ısrarla savunduğunu aktarıyor: “Harp kaybedilmiş İttihat ve Terakki Hükümeti yıkılıyordu… Talât Paşa’nın Padişaha söyleyeceği sözler yapacağı tavsiyeler konuşuluyordu. Enver Paşa büyük bir katiyetle ısrar ediyordu: ‘Harbiye Nezareti için Mustafa Kemal’i tavsiye et’ diyordu. Ondan başka orduyu toplayacak ve kurtaracak kimse yoktur. Bunlar Enver’in ağzından işittiğim son sözlerdi.”

Dünya Harbi günleri… Talât Paşa henüz sadrazam değil. Nazır. Halil Menteşe anlatıyor: “Bir gün İçişleri Bakanı Talât Bey’le Bakanlık makamında oturuyorduk Enver Paşa da geldi; cepheleri teftişten geliyordu. Talât, Enver’den sordu: ‘Enver sen atak bir adamsın. Bir gün bir cephede kalabilirsin. Biz de bu badireye girmiş bulunuyoruz. Öyle bir emrivaki karşısında orduyu kime emanet edelim? Bu hususta fikrini bilmek isterim.’ Enver, tereddüt etmeden, ‘Mustafa Kemal’e’ yanıtını veriyor.”

Halil Menteşe, devam ediyor:

“Ölmesinden birkaç ay önce İzmir Milletvekili Mahmut Esat Bozkurt’a, Talât’ın sorusunu ve Enver’in de cevabını nakletmiştim. Merhum, ‘Ben de size Gazi’nin Enver hakkında şahit olduğum sözlerini söyleyeyim’ dedi ve ekledi: ‘Bir gün Çankaya’da bir milletvekili arkadaşla Gazi’nin huzurunda idik. O zat Enver hakkında atıp tutmaya başladı. Gazi sözünü kesti ve şunları söyledi: ‘Enver, bir güneş gibi doğmuş, bir gurup ihtişamıyla batmıştır. Bunun ortasını tarihe bırakalım.’…”

Kemalist Devrim önderliğinin İttihat Terakki yöneticileri hakkındaki görüşünü, Atatürk döneminin ünlü Adalet Bakanı (Adliye Vekili), Mahmut Esat Bozkurt, İnkılap Tarihi derslerinde şöyle özetliyor: “İttihat Terakki’yi ellerinde tutan şeflerin son derece vatansever, milletsever ve idealist kimseler olduğuna şüphe yoktur.”

Yine Mahmut Esat Bozkurt’un kıymet bilmezlere duyduğu kızgınlıkla yeri geldikçe tekrarladığı ünlü bir söz var: “Mustafa Kemal, Talât, Enver; bu üçüne uzanan dilleri kudretim olsa kökünden keserdim.”

ÜLKÜLERİNE ADANMIŞ İKİ BÜYÜK VATANSEVER

Atatürk ve Enver Paşa, adlarını tarihe silinmez harflerle geçirmiş iki büyük devlet adamı, kumandan. İkisi de büyük başarılara imza atıyor. Pek çok ortak özellikleri var. Bence en önemlisi derin ve güçlü insan ve vatan sevgileri… İkisi de çok zeki, çok cesur, yetenekli, atak ve fedakâr. Başarmak hırsları büyük… Güvenilirler. Sözleri senet. Mücadeleciler. Asla vazgeçmiyorlar. Kendilerini ülkülerine adamışlar. İradeleri güçlü ve çalışkanlar. Disipline çok önem veriyorlar. Askerlerince çok çok seviliyorlar. Onlar da kendi canlarını feda etmeyi göze alarak askerini koruyorlar. Mehmetçikle, her durumda hep omuz omuzalar. İkisi de usta teşkilatçılar. Enver Paşa, zor koşullara dirençli ve çok sabırlı…

Mustafa Kemal, güzel ve etkili konuşuyor, yazıyor. Enver Paşa’nın da üslubu akıcı ve ikna edici… Konuşmayı çok fazla sevmediği yazılıyor. Mektup yazmayı seviyor. Kitaplar dolusu mektup yazmış… Enver Paşa, özellikle portre çiziminde bir ressam kadar yetenekli… Mektuplarında görüştüğü kişilerin resimlerini de yapıyor.

İsmet İnönü Enver Paşa’nın konuşmayı çok sevmediğini fakat konuşmasının ikna edici olduğunu söylüyor: “Görüştüğüm zaman fark ettim ki çok konuşkan değildir. Az konuşurdu. Fakat konuşmaları etraflı, inandırıcıydı. Muhakkak ki çok cesurdu. Bulgar, Rum komitecilerinin takiplerinde başarıları büyük oldu.”

Enver Bey, duygusaldır. Takdirlerinde bonkör, yergilerinde genel olarak ölçülüdür. Aktarılan anılardan, büyük zorluklar karşısında özgüvenini daima koruduğu anlaşılıyor.

Mustafa Kemal de Enver Paşa da iyi birer gözlemcidirler. Hatalardan ders çıkarmayı biliyorlar. Özellikle Mustafa Kemal’in bu yeteneği çok güçlü… Enver Paşa da çetelerle çarpışmalarında başarısızlıkları tahlil ediyor ve yol gösterici dersler çıkarıyor ve başarılı oluyor. Ordu’nun zaaflarını da iyi bir biçimde gözlemlemiş. Başkumandan Vekili olduğunda (Padişah Başkumandan olduğu için o vekil olarak adlandırılıyor, fiili olarak başkumandan) ıslah çalışmalarında bu tespitlerinden yararlanıyor. Onu en sert biçimde eleştirenlerden biri olan Yarbay Şerif Bey bile ordudaki değişmeden takdirle söz ediyor: “Eski alışkanlıkla yeni tayinlere ayak sallayan (küçümseyen) her kumandan veya subay derhal emekliye ayrıldı. İtiraz lakırdısı ağza alınmaz oldu. Herkese bir çeviklik, bir sürat, bir askerlik geldi: Ordu yeni bir dünyaya doğdu. Ordumuz, orduya; subayımız, subaya benzedi.”

Bunlar iki büyük kahraman önderin akla ilk gelen ortak özellikleri ama farkları var. Kitabımda üzerinde durduğum farklar büyük ve kanımca önemli…

Kaynak: Feyziye Özberk, Enver Paşa ve İttihatçılığın Kemalizm’e Dönüşümü, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ekim 2025.

Feyziye Özberk

Odatv.com

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir