İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un tarihi ve ekolojik açıdan en önemli su yollarından biri olan Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ne dökülen dere ağızlarında dip çamuru tarama faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor.
Modern gemi filosu ve yenilikçi mühendislik yöntemleriyle yürütülen bu geniş kapsamlı operasyonlar sayesinde, Haliç’in hassas ekolojik dengesi koruma altına alınıyor. Kentin su ekosistemini yeniden canlandırmayı hedefleyen İBB, Haliç ve çevresindeki derelerde gerçekleştirdiği sistemli temizlik çalışmalarıyla İstanbul’a adeta nefes aldırıyor.
2019 yılından bu yana yürütülen planlı çalışmalar doğrultusunda bugüne kadar toplam 240 bin 500 metreküp dip çamuru başarılı bir şekilde bertaraf edildi. İleri teknolojiye dayalı bu yenilikçi yöntemler, su tabanında çamur birikiminin önüne geçerken bölgede geçmiş yıllarda sıkça rastlanan koku problemini de tamamen engelliyor.
Haliç’te ve Altın Boynuz’u besleyen ana su damarlarında yürütülen dip çamuru tarama faaliyetleri, mevsim koşullarından bağımsız olarak yıl boyunca kesintisiz bir program dahilinde sürdürülüyor. Bu dev deniz operasyonu kapsamında 1 adet kazar tarama gemisi, 2 adet çamur dubası, 1 adet amfibi tarama aracı, 1 adet yengeç tarama gemisi ve 13 adet sızdırmaz bacalı çamur kamyonu aktif olarak görev yapıyor. Sahadaki uzman ekipler, Haliç ile birlikte İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ne birleşen dere ağızlarında yıllık çalışma programları doğrultusunda dip tarama faaliyetlerini kararlılıkla yürütüyor.
Bu çalışmalar kapsamında 2026 yılı içerisinde sadece Haliç’ten Kazar Tarama Gemisi ve çamur dubaları vasıtasıyla toplam 12 bin 406 metreküp dip çamuru taranarak çıkarıldı ve çevre mevzuatına tamamen uygun biçimde bertaraf sahalarına taşındı. Bunun yanı sıra Haliç’i besleyen kritik hatlardan biri olan Alibeyköy Deresi’nde gerçekleştirilen özel dip tarama operasyonlarında ise 453 metreküp dip çamuru toplanarak bertaraf sahasına gönderildi.
Sahadaki tarama faaliyetlerinin yanı sıra toplama ve işleme altyapısı da sürekli güncelleniyor. Bu doğrultuda Haliç Dip Çamuru Tarama ve Susuzlaştırma Tesisi, kapsamlı bir bakım ve onarım sürecinden geçirilerek 5 Haziran 2026 tarihinde yeniden tam kapasiteyle işletmeye alındı. Tesisin tekrar faal hale geldiği bu tarihten itibaren toplam 2 bin ton dip çamuru başarıyla susuzlaştırılarak çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf edildi.
Entegre bir çevre tesisi olma özelliği taşıyan Haliç Dip Çamuru Tarama ve Susuzlaştırma Tesisi, Haliç’ten çıkarılan çamurun hacmini azaltarak nakliye ve bertaraf süreçlerini çok daha verimli hale getiriyor. Tesis, tarama faaliyetlerinin hem ekonomik hem de çevresel açıdan etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesine doğrudan katkı sağlıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından paylaşılan resmi bilgilere göre, son dört yılda yürütülen dip tarama faaliyetlerinin yıllara göre dağılımı su kaynaklarının korunmasındaki kararlılığı ortaya koyuyor:
2023 Yılı: Haliç genelinde 25 bin 176 metreküp, bağlı derelerde 6 bin 539 metreküp olmak üzere toplam 31 bin 715 metreküp çamur taranmıştır.
2024 Yılı: Haliç genelinde 23 bin 524 metreküp, bağlı derelerde 12 bin 021 metreküp olmak üzere toplam 35 bin 545 metreküp çamur bertaraf edilmiştir.
2025 Yılı: Haliç genelinde 24 bin 674 metreküp, bağlı derelerde 13 bin 839 metreküp olmak üzere toplam 38 bin 513 metreküp çamur temizliği gerçekleştirilmiştir.
2026 Yılı Temmuz Ayı İtibarıyla: Haliç genelinde 12 bin 406 metreküp, bağlı derelerde 9 bin 135 metreküp olmak üzere toplam 21 bin 541 metreküp dip çamuru çekilmiştir.
Kirlilikle mücadelede sadece fiziksel çamur tahliyesi değil, yüksek teknolojiye dayalı bilimsel takip metodları da ön planda tutuluyor. Derinlik seviyeleri batimetrik ölçüm cihazlarıyla periyodik olarak kontrol edilen Haliç’te, tabanda biriken dip çamuru miktarı anlık olarak izleniyor. Yapılan bu hassas ölçümler sonucunda elde edilen bilimsel haritalar, Haliç genelinde koku oluşumuna sebebiyet verecek seviyede bir çamur birikiminin bulunmadığını net bir şekilde teyit ediyor.
Dip tarama teknolojilerinin yanı sıra dip çamuru yönetiminde uygulanan bu yenilikçi haritalandırma yaklaşımları, muhtemel sığlaşma ve kirlilik risklerine henüz oluşmadan müdahale edilmesine olanak tanıyor.
İBB’nin bağlı kuruluşlarından biri olan İSKİ, Haliç’i çevreleyen Güney Haliç ve Kuzey Haliç kolektörlerinde periyodik temizlik ve bakım çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Haliç tabanında yeniden malzeme birikimi oluşmasını engellemek adına her yıl düzenli olarak Kağıthane Cendere Deresi ve Alibeyköy Deresi ile bu derelere bağlanan yan kollar üzerinde geniş çaplı temizlik çalışmaları icra ediliyor.
İşin bilimsel denetim boyutunda ise Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK devreye giriyor. TÜBİTAK ekipleri tarafından Haliç’te her ay düzenli olarak belirlenen 10 ayrı istasyonda detaylı su kalitesi izleme çalışmaları yürütülüyor. Alınan su numuneleri; 1 metre, 5 metre, 10 metre ile ara tabakaların yanı sıra 30 metre ve 35 metre derinliklerden özel cihazlarla çekilerek laboratuvar ortamında analiz ediliyor.
Buna ek olarak Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı genelinde iki ayda bir 30 farklı istasyondan ve muhtelif derinliklerden numuneler alınarak kapsamlı ekolojik analizler gerçekleştiriliyor. Bu izleme ve analiz çalışmalarına ilişkin hazırlanan bilimsel raporlar, her 60 günde bir düzenli olarak İSKİ yönetimine sunuluyor.
Haliç’teki su sirkülasyonunu artırmak ve sudaki çözünmüş oksijen seviyelerini yüksek tutmak amacıyla devreye alınan altyapı projeleri de ekosisteme büyük destek sağlıyor. Günlük 518 bin metreküp gibi devasa bir su taşıma kapasitesine sahip olan Haliç Deniz Suyu Terfi Merkezi sayesinde, Sarıyer ilçesi Çayırbaşı mevkiinden alınan İstanbul Boğazı’nın temiz deniz suyu, Kağıthane Deresi üzerinden Haliç’in su değişimine en çok ihtiyaç duyan tepe noktasına ulaştırılıyor.
Boğaz’dan aktarılan bu taze deniz suyu, Haliç’teki akıntıyı ve oksijenleşmeyi destekleyerek dip canlılığı ile balık popülasyonunun artmasına doğrudan katkı sağlıyor. Fiziksel temizlik, susuzlaştırma, bilimsel takip ve su takviyesi süreçlerinin bir bütün olarak yürütülmesi, Haliç’in geleceğe temiz ve yaşayan bir iç deniz olarak taşınmasını güvence altına alıyor.





