
Gazetecilik tarih boyunca tehlikeli bir meslek oldu.
Kimi gazeteciler yazdıkları haber nedeniyle hapse girdi..
Kimi sürgüne gönderildi…
Kimi hayatını kaybetti…
İktidarlar çoğu zaman gerçeği ortaya çıkaran kalemden rahatsızlık duydu. Bu yüzden gazeteciliğin tarihi, aynı zamanda basın özgürlüğü mücadelesinin tarihi.
Ancak:
Son yıllarda Türkiye’de dikkat çeken farklı bir tablo ortaya çıktı. Mehmet Akif Ersoy, Rasim Ozan Kütahyalı, Veyis Ateş ve Cem Küçük gibi kamuoyunun yakından tanıdığı kimi gazeteciler, haberlerinden çok özel ilişkileri, kişisel bağlantıları veya bu ilişkiler çerçevesinde yürütülen yargı süreçleriyle gündeme geldi/geliyor…
Bu durum, yalnızca birkaç ismin yaşadığı hukuki tartışmadan ibaret değildir. Asıl önemli olan, gazetecilik mesleğinin hangi noktada haber üreten faaliyet olmaktan çıkıp ilişki, nüfuz ve ekonomik çıkar sağlayan bir araca dönüşebildiği sorusudur…
Gerçek gazetecinin riski, yayımladığı haberden doğar, mesleğinin bedelini gerçeği yazdığı için öder.
Burada konu yaptığımız isimler ise gazetecilik kimliğinin sağladığı ilişki ağı ve bu ağın nasıl kullanıldığına ilişkin iddialar sebebiyle yargı önünde…
Birinde yargılanan gazetecilik faaliyeti, diğerinde ise gazeteciliği başka amaçlar için kullanılıp kullanılmadığı…
Bu ayrım yapılmadığında hem basın özgürlüğünün gerçek mağdurları görünmez olur, hem de gazetecilik ile nüfuz ilişkileri aynı kefeye konularak mesleğin itibarı aşındırılır…
GAZETECİNİN DEĞİŞEN SERMAYESİ
Gazeteciliğin asıl sermayesi haberdir.
Bir gazeteciyi güçlü yapan; ulaştığı belge, doğruladığı bilgi ve kamuoyuna sunduğu gerçektir.
Okur da gazeteciye, kimleri tanıdığı için değil, gerçeğe ulaşabildiği için güvenir…
Amerikalı medya sosyoloğu Michael Schudson, gazeteciliğin varlık nedenini kamu adına bilgi toplamak ve iktidarı denetlemek olarak tanımladı…
Gazetecinin en büyük gücü, kurduğu dostluklar değil, koruduğu bağımsızlıktı…
Ve fakat son yıllarda bu dengeyi değiştiren farklı anlayış güç kazandı. Bazı medya mensupları için haber, amaç olmaktan çıkıp ilişki kurmanın aracına dönüştü.
Gazetecilik kimliği; siyasetçilere, bürokratlara, iş insanlarına ve karar vericilere ulaşmayı sağlayan nüfuz kartı haline getirildi. Böylece haberden doğan güven, zamanla haberin önüne geçen kişisel ilişkilere yatırım yapmanın aracına dönüştü ve mesleğin karakteri değişmeye başladı…
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, ekonomik sermaye kadar “sosyal sermayenin” de güç ürettiğini söyledi. Yani:
Gazetecilikte ilişkiler amaç değil, araçtır.
Haber üretmeye hizmet ettiği sürece mesleğin doğal parçasıdır ilişki. Ama ilişki ağı haberin önüne geçtiğinde, gazeteciliğin merkezine artık gerçek değil, nüfuz yerleşmeye başlar…
O noktadan sonra gazetecinin değeri araştırdığı dosyalarla değil, telefonunun rehberindeki isimlerle ölçülür hale geliyor. Haber ikinci plana düşüyor ve erişim, nüfuz, aracılık öne çıkıyor.
İşte gazetecilik ile başka faaliyetin birbirine karıştığı eşik tam burası oluyor. Gazeteci, halkın bilgi alma hakkı için değil, sahip olduğu ilişki ağını kişisel etki veya menfaat üretmek için kullanmaya başlıyor.
Olan mesleğin kimliğine oluyor…
İLİŞKİ SİMSARLIĞI
Gazetecilikte haber kaynağına yakın olmak kaçınılmazdır kuşkusuz… Siyaset muhabiri politikacıyı, ekonomi muhabiri iş dünyasını, adliye muhabiri savcıyı ve hakimi tanımak zorunda. Sorun, bu yakınlığın haber üretmek için değil, kişisel güç üretmek için kullanılmaya başlaması…
Kırılma burada yaşanıyor. Gazeteci, halk adına denetleyen kişi olmaktan çıkıp güç odaklarının aracısına dönüştüğünde, mesleğin ekonomik dengesi de değişiyor. Artık kazanç yalnızca yazılan haberden ya da alınan maaştan ibaret olmuyor. Gazetecilik kimliğinin açtığı kapılar, kurulan ilişkiler ve sağladığı erişim ekonomik değere dönüşüyor!
İlişkiler ekonomik değere dönüşür ve ekonomik güç de yeni ilişkilerin kapısını açıyor.
İletişim araştırmacıları bu nedenle sadece “medyanın ekonomisini” değil, “nüfuz ekonomisi” üzerinde daha çok duruyor.
Gazetecilikten kazanılan güven, haber yerine kişisel menfaat için kullanılmaya başladığında, kaybeden salt meslek değil, toplumun habere duyduğu inanç oluyor.
Bu noktada halk gazetecinin haberine değil, ilişkilerine bakmaya başlıyor.
Sonuçta:
Kalem gücün kapısını açan anahtara dönüştüğünde, gazetecilik bitmez ama başka meslek başlar:
İlişki simsarlığı…
Gerçek gazeteci haberini satar, güvenini satmaz. Gazetecilikten kazanılan itibar, haber yerine ilişki ve kişisel menfaat üretmeye başladığında ortada artık aynı meslek yoktur…
Odatv.com






