Haber: Narin Diri(ANKARA) - Fransa'da lise öğrencilerinin eğitim sistemindeki eşitsizlikler ve kaynak yetersizliğine karşı başlattığı protestolar ülke geneline yayılırken, sosyolog Paolo Stuppia, geçen hafta bir gündeki gözaltıların 1968'den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştığını söyledi. Protestoların öğrenci velileri, öğretmenler ve sendikaların katılımıyla genişlemeye başladığına dikkati çeken Fransız sosyolog, "Özellikle hastanelerde çalışanlar ve daha önce çalışma koşulları nedeniyle öfkelerini dile getirmiş diğer sektörler de eylemlere katılırsa hükümetin işi zor" dedi.Fransa'da eylül ortasında lise öğrencilerinin eğitim sistemindeki eşitsizlik, kaynak ve personel yetersizliğine yönelik taleplerle başlattığı protestolar ülke geneline yayıldı.
Fransız sosyolog Paolo Stuppia, Fransa'daki öğrenci hareketini ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Doktora eğitimini Sorbonne'da toplumsal hareketler ve gençlik alanında tamamlayan Stuppia, Sciences Po Paris'te ders verirken Avrupa Sosyoloji ve Siyaset Bilimi Merkezi CESSP'te araştırmacı olarak çalışıyor."1968'DEN
BU YANA EN FAZLA
GÖZALTI"Fransa İçişleri Bakanlığına göre, dün ülke genelindeki gösterilere 266 bin, Paris'te ise 56 bin kişi katıldı. İki haftayı aşkın süredir devam eden eylemlerde toplam gözaltı sayısı 6 bin 500'ü aşarken, sadece 1 Ekim'de, büyük çoğunluğu reşit olmayan 1.949 kişi gözaltına alınmıştı. Stuppia, Sciences Po Paris'te siyaset bilimci meslektaşı Samuel Hayat'ın derlediği verilere işaret ederek, 1 Ekim'deki protestolarda tek günlük gözaltı sayısının, 1968'den bu yana Fransa'da tek günde yapılan en yüksek gözaltı sayısı olduğunu belirtti.
Stuppia, yetkililerin olayların bir bölümünü öğrenci olmayan radikal gruplarla ilişkilendirdiğini ancak polis verilerine göre gözaltına alınanların ezici çoğunluğunun reşit olmayan lise öğrencileri olduğunun altını çizdi.EYLEMLERİN
AYIRICI ÖZELLİĞİ ÖĞRENCİLERİN AÇIKÇA TALEPLERDE BULUNMASI
Stuppia, öğrenci protestolarının Fransa'nın en yoksul bölgelerinden başladığına dikkati çekerek, protestocu öğrencilerin taleplerinin doğrudan maddi koşullara, en zengin ve en yoksul bölgeler arasında kaynak dağılımındaki eşitsizliklere odaklandığını belirtti.Son 20 yıldaki öğrenci protestolarının çoğunlukla hükümetin gündeme getirdiği belirli bir reforma karşı geliştiğini belirten Stuppia, mevcut hareketin bu açıdan farklı olduğunu söyledi.Stuppia, "Öğrenciler daha önce bir şeye karşı tepki gösteriyordu.
Şimdi ise talepte bulunuyorlar ve bunu çok açık biçimde yapıyorlar. Daha fazla kaynak, eğitimdeki ayrışmanın sona ermesini, okul binaları ve sınıfların yenilenmesini, daha fazla öğretmen ve ülkenin tamamında daha fazla eşitlik talep ediyorlar" dedi.Protestolara yönelik polis müdahalesinin hareketin seyrini etkileyen önemli unsurlardan biri haline geldiğini belirten Stuppia şöyle konuştu: "Bunların reşit olmadığını unutmamak gerekiyor.
Çoğu için bu, hayatlarındaki ilk eylem deneyimi. 15 yaşındaki çocuklara askeri nitelikte ekipmanlarla müdahale ediliyor. Bu çocuklara Cumhuriyet'in gelecekteki yurttaşları olarak değil, Cumhuriyet'in düşmanlarıymış gibi davranılıyor.
Bu iyi bir şey değil, demokrasinin durumu ve kurumlara duyulan güven hakkında bize bir şey söylüyor.""VELİLER
ÇOCUKLARINI POLİSTEN KORUMAK İÇİN PROTESTOLARA KATILMAYA
BAŞLADI"Polis müdahalesinin protestoları bastırmak yerine yeni kesimlerin harekete dahil olmasına katkıda bulunabileceğine işaret eden Stuppia, "Dün yaşanan en önemli gelişmelerden biri, öğrenci velilerinin çocuklarını polisten korumak için sokağa çıkmasıydı. Bu gerçekten yeni bir şey. Daha önce velilerin öğretmenlerle dayanışmak için sınıfları işgal ettiğini gördük.
Ama çocuklarını polisten korumak için orada değillerdi" dedi. Stuppia, velilerin yanı sıra öğretmenlerin ve bazı sendikaların da gösterilerde yer almaya başladığını söyledi."ZENGİNLERLE
TOPLUMUN GERİ KALANI ARASINDAKİ UÇURUM GİDEREK
DERİNLEŞİYOR"Fransa'daki öğrenci hareketiyle Belçika'daki öğrenci protestoları ve İspanya'da konut sorunu gibi farklı gerekçelerle ortaya çıkan toplumsal hareketler arasında ortak bir Avrupa dinamiği bulunup bulunmadığı sorusuna Stuppia, bu hareketleri doğrudan aynı dalganın parçaları olarak tanımlamanın doğru olmayacağı yanıtını verdi.
Stuppia şunları ekledi: "Bütün bu hareketlerin aynı olduğunu söylemem. Ancak neoliberal politikaların, giderek artan eşitsizliklerin yaşandığı bir dünyayla birleştiğinde daha fazla toplumsal harekete alan açıldığını söyleyebilirim. Bütün bu meseleler arasında bir örtüşme var.
Bence bunun nedeni, ortak Avrupa politikalarının yanı sıra ulusal düzeyde de birbirine benzeyen politika tercihleriyle karşı karşıya olmamız. Bunlar bu tür eşitsizlikleri besliyor. Toplumun en varlıklı kesimiyle geri kalan herkes arasındaki uçurum giderek derinleşiyor.
Buna orta sınıflar da dahil.Öğrenciler için gıda paylaşımı ve gıda yardımı girişimlerinin geliştiğini görüyoruz. Bu, 10 yıl önce bu şekilde var olan bir şey değildi. On yıl önce öğrencilerin yiyecek alabilmek için yardım kuruluşlarına gitmesi gerekmiyordu.""Z KUŞAĞI, EKONOMİDEN
SİYASETE VE TÜM ALANLARA UZANAN BİR TAHAKKÜM SİSTEMİYLE KARŞI
KARŞIYA"Stuppia, 2024 yılında Le Cavalier Bleu tarafından yayımlanan ve ortak yazarlarından biri olduğu Gençliğin Jeopolitiği adlı kitapta da ele aldıkları "çoklu kriz" ortamının genç kuşağın siyasi yaklaşımını şekillendirdiğini belirtti ve şunları aktardı: "Siyasi krizlerle, jeopolitik krizlerle ve ekonomik güvencesizlikle aynı anda karşı karşıyalar.
Zenginler ve yoksullar arasındaki eşitsizlikleri yaşıyorlar, ırksal ve toplumsal cinsiyet azınlıklarına yönelik eşitsizlikleri görüyorlar. Kovid sağlık krizini yaşadılar ve şimdi de çevre kriziyle karşı karşıyalar."Gençlerin bu sorunları birbirinden bağımsız görmediğini vurgulayan Stuppia, "Bu protestocuların bir bölümü bütün bu mücadeleler arasında bağlantı kuruyor.
Onlar açısından mesele, mücadeleler arasında bir hiyerarşi kurmamak. Ekonomiden başlayıp siyasete ve ardından diğer alanlara yayılan bütünlüklü bir tahakküm sistemi görüyorlar" dedi."DİĞER
KESİMLER KATILIRSA HÜKÜMETİN İŞİ
ZOR"Mevcut hareketin nasıl sonuçlanacağını öngörmenin mümkün olmadığını vurgulayan Stuppia, protestoların öğrencilerin ötesinde toplumun diğer kesimlerinde yayılmasının hükümet açısından belirleyici olabileceğini söyledi.Stuppia, "Diğer kesimler, özellikle hastanelerde çalışanlar ve daha önce çalışma koşulları nedeniyle öfkelerini dile getirmiş farklı sektörlerdeki çalışanlar harekete katılırsa hükümetin başı büyük belada.
Ancak kitlesel biçimde katılıp katılmayacaklarını öngöremem. Şimdiden velilerin ve bazı sendikaların katıldığını görüyoruz."




