
1970’li yıllarda idi. Amin Dada İngiliz Kraliyet Ordusunda Çavuş rütbesiyle Aşçı olarak görev yaparken Uganda’da askeri bir darbe yaparak kendisini Mareşal rütbesiyle Uganda’da Devlet Başkanı ilan etti.
Uganda’da ticareti ellerinde tutan Hintlileri sınır dışı etti.
İngilizlerin çok sevdiği kaliteli kahve Uganda’da üretiliyormuş.
Sınır dışı edilen Hintlilerin bıraktığı kahve ihracatının çok kârlı bir iş olduğunu gören Türkiye’nin Nairobi Büyükelçisi ve maiyetindeki diplomatlar hemen bir şirket kurarak kahve ihracatına başlarlar.
İngiltere’ye ve diğer ülkelere kaliteli Uganda kahvesi ihraç eden diplomatlarımız bir süre sonra yüksek geliri kendi aralarında paylaşamazlar ve birbirlerine düşerler.
Diplomatlardan birisi keyfiyeti Ankara’ya ihbar eder.
Olay Ankara Adliyesine intikal eder ve şirket üyesi diplomatlar çeşitli ceza alırlar.
Diplomatın bir tanesi ise uzun hukuk mücadelesinden sonra beraat eder.
BAKANLIKTAN ATILAN DOLANDIRICI DİPLOMAT
Olay 1970’li yıllarda cereyan eder.
Bakanlıktan atılan eski bir diplomat 2012 yılında tesadüfen karşıma Melburn Başkonsolosluğumuzda çıktı.
Eski dolandırıcı diplomat bu defa Türkiye’nin en tanınmış bisküvi fabrikasının Avustralya Distrübütörlüğünü alarak piyasayı dolandırmış.
EMEKLİYE SEVK EDİLEN GENÇ DİPLOMAT
Hatay’ın tanınmış bir ailesine mensup bir diplomatımız ana dili Arapça olduğu için Türkiye’nin Cidde Büyükelçiliğine Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçi olarak atanır.
Hataylı Büyükelçimiz maiyetinde görevli bazı diplomatlarla o yıllarda Suudi Arabistan’da çok kârlı bir iş olan kaçak viski, rakı ve şarap işine bulaşırlar.
Genç bir diplomatımız Cidde’ye İkinci Katip olarak atanır.
Genç diplomat kaçakçılık olayını Büyükelçisine arz ettiğinde Cidde Büyükelçisi kendisini fırçalar ve “Sen bu işlere bulaşma!” der.
Konu Dışişleri Bakanlığına intikal eder.
Büyükelçi Sulhi Dişlioğlu olayı ciddi bir şekilde tahkik eder.
Ciddi Büyükelçisi emekliye sevk edilir. Akabinde o zaman faaliyette olan Anadolu Bankası’nın Suudi Arabistan temsilciliğine atanır.
Yani eski tas eski hamam sadece tellaklar değişir.
KUMARCI HOUSTON BAŞKONSOLOSU
Brüksel’de kumar borcu olduğu bilinen diplomat borcunu temizleyebilmesi için fazladan iki yıllığına Filibe’ye Başkonsolos olarak atanır.
Merkez’e yani Dışişleri Bakanlığına döndüğünde ise kumarbaz diplomatımız İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığına Daire Başkanı olarak atanır. Yani kediye ciğer teslim etmek gibi bir şey.
Daha sonra kumarbaz diplomatımız çok önemli bir yere Houston Başkonsolosluğuna Başkonsolos olarak atanır.
Houston sağlık merkezi olan ABD’nin önemli bir şehri.
Rahmetli Turgut Özal “Ben Türk hekimlerine tırnağımı dahi çektirmem” diyordu.
Belki 1980’lerin Türkiye’sinde haklıydı.
Özal Houstan’da katarakt, by pass ve prostat kanseri ameliyatları oldu.
Houston Özal sayesinde derdine derman bulamayanların şifa merkezi haline geldi.
Tanınmış iş insanları, siyasetçiler, eski ve yeni milletvekilleri, başta Kenan Evren, Recep Ergun, eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Sakıp Sabancı ve Rahmi Koç sık sık Houstan’a tedavi olmak veya genel sağlık kontrolünden geçmek için ABD’ye geliyorlardı.
Kumara düşkün Houston Başkonsolosu ünlü şahsiyetleri Dışişleri eski Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin zamanında satın alınan lüks rezidansta devlet kesesinden en iyi şekilde ağırlıyor ve şahsi dostluklar kuruyordu.
Eski Houston Başkonsolosu’nun iyi bir ülkeye Büyükelçi olarak atanması kuvvetle muhtemeldi.
Kumarcı Houston Başkonsolosu kızını evlendirmek bahanesiyle Türkiye’ye gitti.
Oysa iki ay sonra görev süresi dolacaktı.
Meğer Türkiye’den tedavi amacıyla gelen hastaların Başkonsolosluk resmî hesabında bulunan 400 bin doları zimmetine geçirmiş ve bu parayı zengin ailesinden temin edebilmek için apar-topar İstanbul’a gitmiş.
Durumu önceden bildikleri anlaşılan Houston Başkonsolos Yardımcısı ile hesap ve mali işlerden sorumlu Ataşe Ceyar namıyla maruf Vaşington Büyükelçimiz Nüzhet Kandemir’i de atlayarak direkt Dışişleri Bakanlığına Kumarcı Başkonsolos’u ihbar ediyorlar.
Olayı tahkike gelen Büyükelçi yaş haddinden emekliliği gelmiş yaşlı ve prostat hastası bir Büyükelçiydi.
Daha önce hesap ve mali işlerden sorumlu Ataşe ile yurt dışında birlikte çalışmışlardı.
Büyükelçi-Müfettiş herkesin tek tek ifadesini aldı.
Birkaç gün sonra Kumarcı Başkonsolos kızını evlendirmiş, zimmetine geçirdiği 400 bin doları nereden bulmuşsa bulmuş ve bankadaki resmi hesaba yatırmıştı.
Büyükelçi-Müfettiş bir öğle yemeğinde bana dedi ki: “Sevgili Vahit, Başkonsolos bir hata yapmış. Eğer bu zimmetine geçirdiği 400 bin doları 4-5 gün önce banka hesabına yatırabilseydi müstakbel Büyükelçi meslektaşımı belki aklayabilirdim.”
Demek ki it iti dalamaz yani ısırmaz atasözümüzün gerçek olduğunu meslek büyüğümüz Büyükelçi-Müfettiş’ten teyidini almış oldum.
Büyükelçi-Müfettiş daha önce maiyetinde görev yapan İdari ve Mali işlerden sorumlu Ataşe’yi adeta himaye etti.
Oysa, bir Ataşe, hesap ve mali işlerden sorumlu Ataşe’nin Başkonsolos’un dört yıl içerisinde zimmetine 400 bin doları geçirmesini bilmemesi veya öğrenememesi kesinlikle mümkün değildir.
Görev süresi dolan kumarbaz Başkonsolos Merkez’e döndü ve Dışişleri Bakanlığı kendisini Şube Müdürlüğünden re’sen emekliye sevkederek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Daha sonra meşhur Rahşan affı çıktı.
Dolayısıyla kumarbaz eski Houston Başkonsolosunun Rahşan Affı sayesinde herhangi bir hapis cezasıyla tecziye edilmediğini düşünüyorum.
BAKANLIĞI DOLANDIRAN BİR DİPLOMAT DAHA
Öte yandan, Meksiko City Büyükelçiliğimizde görevli genç bir Konsolosumuz diplomatik muafiyetlerden faydalanarak bir şirket kuruyor ve gümrüksüz olarak Meksika’ya ithal ettiği otomobilleri yüksek fiyata satıyor.
Dışişleri Bakanlığı genç Konsolos’u Bakanlıktan ihraç ediyor.
Genç diplomatımız soluğu Brezilya’da alıyor.
Brezilya Dışişleri Bakanı’nın genç ve güzel kızıyla evlenerek Brezilya’ya yerleşiyor.
Brezilya’daki Büyükelçimiz eşine estetik ameliyat yaptırıyor. Fakat sahte bir mide ameliyatı faturası alarak Bakanlıktan yüklü bir para alıyor.
Brezilya plastik ve estetik ameliyat konusunda çok ileri düzeyde.
Vatanperver bir Güvenlik Ataşesi amiri olan Büyükelçiyi Dışişleri Bakanlığına şikayet ediyor.
Brezilya Büyükelçisi devir-teslim işleminde çok hassas davranan Bayan Müsteşarın sicilini bozuyor ve Bakanlığa aleyhinde kripto mesajlar gönderiyor.
Dışişleri Bakanlığını resmen dolandıran Büyükelçi Yargıtay’da yargılanıyor ve 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.
Yargıtay Başsavcısının bana bir yemekte anlattığına göre Büyükelçi’nin sürekli rahatsızlığı olduğu dikkate alınarak 3,5 yıllık hapis cezasını erteliyorlar. Yani hiç hapis yatmıyor. Dolaylı yoldan beraat etmiş gibi bir şey.
GÜMRÜKTE YAKALANAN DİPLOMAT
Sabıkalı Brezilya Büyükelçisi daha önce Londra’da Başkonsolos iken resmi konuta lüks demirbaş eşya satın aldırıyor.
Lüks eşyaları Türkiye’ye götürüyor.
Londra’da Konsolos iken Frankfurt Başkonsolosluğunda görevli bir Mahalli Katibeyle evleniyor.
Türkiye’ye dönerken bol miktarda elektronik eşya ve parfümle dönerken gümrükte yakalanıyorlar ve birileri devreye girerek olayı örtbas ediyorlar.
KARŞILAŞTIĞIM İFTİRA
Bendeniz de maalesef ciddi ve şen’i bir iftirayla karşı karşıya kaldım.
2000-2001 yıllarında Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz’ün;
2002 yılında ise Devlet Bakanı, Devlet Bakanı/Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel’in Danışmanlığını yaptım.
Dışişleri Bakanlığı Personel Daire Başkanı Hasan Servet Öktem ve yardımcıları Hasan Sevilir Aşan ve Cem Kahyaoğlu yetkileri olmadığı halde şahsıma sahte ve mükerrer sicil raporları tanzim etmişler ve Sayın Bakanların vermiş oldukları yüksek sicil notlu raporları ve takdirnameleri işleme koymamışlar.
Keyfiyeti bilgi edinme yasası çerçevesinde öğrendim.
İdare Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay beni haklı buldu.
Devrin Dışişleri Bakanları Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu sahteci bürokratların yargılanmalarına maalesef izin vermediler.
Sahteci bürokratları ancak uzun bir hukuk mücadelesinden sonra Danıştay kararıyla mahkemeye gönderebildim.
Bu sefer karşıma zaman aşımı olayı çıktı.
2009 yılında Avustralya’ya tayin olduğumda milli ve dini terbiye aldığını iddia eden Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı/Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Naci Koru bütün açmış olduğum davalardan feragat etmemi istedi.
Büyükelçi Naci Koru’nun talebini şiddetle reddettim.
Naci Koru’nun Abdullah Gül’ün dayısının kızı Dr. Canan Koru ile evli olduğunu teyiden yüksek bilgilerine sunarım.
KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR
1940’lı yıllarda bir diplomatımız İran’a sahte belgelerle tren vagonu dolusu sabun ihraç ediyor, 1950’lilerde yine bir diplomatımız Brezilya’da viski kaçakçılığından meslekten atılıyor, bir süre Ankara Barosuna kayıtlı Avukatlık yaptıktan sonra tekrar Dışişleri Bakanlığına dönüyor ve sonunda Başkonsolos ünvanıyla emekli oluyor.
Dışişleri Bakanlığı kol kırılır yen içinde kalır prensibiyle olayları emekliliği yaklaşmış Büyükelçileri Müfettiş sıfatıyla olayı tahkike gönderiyor. Yanlış bir uygulama.
Çare nedir? Kurum dışındaki Teftiş Kurullarını devreye sokmak en iyi çaredir.
Başbakanlık Teftiş Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu veya Bağımsız Denetleme Kurullarını devreye sokmak en uygun yoldur.
Mesleki dayanışma, okul dayanışması, devre arkadaşlığı, hısım ve akrabalık ilişkisi, abi-kardeş veya mesleki dayanışma içerisinde olanların objektif bir rapor düzenlemesi kesinlikle mümkün değildir.
Emekli Diplomat Vahit Özdemir
Odatv.com






